Şaka ile Karışık – Sadri Alışık


Yapım Yılı : 1965

Siyah beyaz
Süresi : 100 dakika
Yönetmen : Osman F. Seden
Senaryo: Osman F. Seden

 
Oyuncular:
Sadri Alışık: Ofsayt Osman
Filiz Akın: şarkıcı kız Filiz
Ajda Pekkan: dolandırıcı Hulusi’nin karısı Ayla
Vahi Öz: Cellat Nuri
Efkan Efekan: serseri rolü yapan yazar ve romancı Kemal Tuncer
Kadir Savun: Adanalı zengin Hüsrev Ağa
Aziz Basmacı: Adanalı zengin Ferhat Ağa
Hüseyin Baradan: dolandırıcı Hulusi
Nubar Terziyan: Emniyet Müdürü
Çolpan İlhan: Hüsrev Ağa’nın gazeteci kızı Zühre
Muammer Gözalan: Noter
Haydar Karaer: Meyhane sahibi serseri
Selahattin İçsel: Gol kararı veren hakim
Asım Nipton: Savcı
Muzaffer Yener: Doktor
Konuk oyuncu Hulusi Kentmen: Çift Uskur Hulusi Reis, anlatıcı
Serseriler: Zeki Tüney, Ali Seyhan, Mehmet Ali Akpınar, Niyazi Vanlı (kaçak serseri), Hasan Ceylan(Serseri Ali)

Sadri Alışık’ın gözümde devleştiği, bir dakika evvel güldürürken bir dakika sonra gözümden yaş getirdiği, kadrodaki oyuncuların çoğunun o karelerde bir hayal olarak kaldığı bu film; iyilerin çok iyi kötülerin çok kötü olduğu ama sonunda suçlarını kabul edip başlarını önlerine eğdikleri, serseri takımının tophane ehlinin yemesine içmesine bir bakış atabildiğimiz hem eğlenceli hem de hüzünlendirici bir başyapıt.

OSMAN… YANİ YA OFSAYT OSMAN


Hikayemiz Tophane’de namuslu, tövbekar serserilerin, berduşların keyif çattığı bir meyhanede başlıyor. Müdavim akşamcılardan Çift Uskur Hulusi Reis’in anlatımıyla sevimli serseri Ofsayt Osman’ın hikayesine tanık olmaya davet ediliriz: Bu film yenik, ezik ve beceriksiz bir gencin hikayesidir.
Balık ve anason kokusunun burnumuzun direğini sızlattığı bu ilk sahnede sinemamızın horoz Nuri’si burada cellat Nuri olarak karşımıza çıkar. Yaka bağır açılmış, etrafında bir emri ile elleirne göğsüne vuran “emret abimiz” diyen bitirimlerin cirit attığı, bu sosyete kızlarının hepsinin de mantar olduğu, İstanbul şoförlerinin hepsinin de hızlı gittiği…çatlak, patlak, delik de deşik, kambur, kör, lanet manet hepsine bakılıp da mastor çekilen bu izbe ama neşeli mekanda neşeli bir şarkıyı da Osman, Osman Ezik yani bilinen adıyla Ofsayt Osman söylemektedir.Osman, hayatı boyunca hiç gol atamamış, hiçbir işi rast gitmeyen, çevresindekilerce sevilen ama bir o kadar da dalga geçilen, kaybetmeye alışmış ama “Allah büyük be, bir gün bakacak yüzüme”diyebilen bir adamdır. Osman’ın belki de sonunda gole gideceği yol iki zengin Adanalı iş adamının bahsi ile açılacaktır.
DÜNYANIN EN Orijinal BAHSİ
Aşk laftan anlamamaktadır, iki düşman ağa dünür de olmak istemezler ama Ferhat Ağa, Hüsrev Ağanın kızını istemeye gider. Atışırlarken ortaya çıkar ki ne Ferhat ağanın ailesinde “iki yüz okka kaldıran hamal” vardır ne de Hüsrev ağanın sülalesinde “Toroslar’da kırk kişi soymuş bir Eşkıya” . Bu iki zengin adamın sülaleleri ile gurur duyduğu aşikâr ama ortaya sürdükleri dinamikleri kesinlikle muhteşem. Bahse tutuşurlar ve olaylar gelişir. Bahsin konusu şudur : “dünyada berduşların , serserilerin arasında da iyi yürekli, mert ve efendi insan çıkıp çıkmayacağı. Taraflar bu bahis için sokaktan seçecekleri dört başı mamur bir serseriye tam bir milyon değerinde bir çek verecekler. Serseri, bir ay sonunda parayı iade ederse bahsi Hüsrev ağa kazanacak. On parasını dahi zimmetine geçirirse Ferhat ağa kazanacak”. Hikayemiz bu çek etrafında gelişir. Film boyunca bir milyonluk bir çekin; nakit bile değil; bir kağıt üzerinde yazılı paranın kimlerin iştahını kabarttığını, kimleri kul ettiğini, kimleri sahte kimleri gerçek kıldığını anlayacağızdır.
SEN OFSAYT NEDİR BİLİR MİSİN ?
Filmin en önemli ve dokunaklı tiradının başlangıç cümlesidir bu
. Bu tiradı ilk önce parasında gözü olan dolandırıcı Ayla’ya söyle.
“Ofsayt nedir bilir misin ? Ofsayt… Futbol yani. Tam gol atacak gibi olursun, hakem bir düdük…geri çevirir insanı. Benim şansım böyledir anam böyledir işte. Benim ki şans değil rüşvet yemiş futbol hakemi mübarek . Geçtim golden, aut bile attırmıyor. Hep ofsayt hep ofsayt “.
HAYATININ TEK GOLÜ : FİLİZ
Filmin devamında bir aşk hikayesine de t
anık oluruz. Bu ömrü boyunca bir gol atamamış Osman, Sarayburnu’nun
soğuk sularına atlamak üzere olan şarkıcı Filiz’in hayatını kurtarır.
Hasat bir kardeşi vardır, ona bakamamaktadır, tek kurtuluşudur ölüme atlamak. Nice Türk filminin klasik sahnesidir bu. Hayatını kurtardığı bu kıza aşık olacaktır Osman, kız da ona. Ne var ki ona bir bahsin kahramanı olduğunu söyleyemez ve kendisini : “ ben Osman… of… yani Of’lu Sayitoğlu Osman, biraz Adanalıyım” diye tanıtır. Anında bir ters u dönüş, bir çalım bir Ofsayt Osman kıvırmasıdır bu. Ofsayt da olsa adamdır Osman ve kalbiyle konuşur sevdiği kıza :

“seni gördüğüm zaman içimde böyle bişeyler oldu. Konuşmayı beceremem ama, anladın dimi ? canımsın be. güneşimsin. havamsın. yani bu ağzımdaki izmarit yok mu be kız işte onun gibi benimsin be. yani buramdasın be. sen hayatımın tek golüsün yani.”  

Nice filmdeki değme aşk sözcüklerinden daha etkilleyici daha sahicidir. 

DİLLERİMİ HAKİM BEY BAĞLASAN DURMAZ
Hikayemizin ilerleyen kısmında Osman, bahsin bitmesine bir gün kala o küçük kızın hayatını kurtarmak adına çeki bozdurur. Ofsaydımız hakim karşısında, hayatında yer alan büyüğünden küçüğüne, figüranından baş oyuncusuna kadar herkes mahkeme salonundadır. Serseriler, emniyet müdürü, bahis sahibi milyoner iş adamları, onu dolandıran Hulusi ve Ayla, Zühre, Filiz . Bu tip bir sahne bundan sonra çevrilecek bir sürü Türk filminde olduğu gibi kullanılacak, son dakikada hayat kurtaran bir ifade, fettan kadının yüzüne atılan bir tükürük , sanki Dolmabahçe Sarayıonın önünde nöbet tutan ifadesiz asker gibi iki jandarmanın arasında verilen ifadelerle zenginleştirilecektir. Sanık konuşurken, onu oraya taşıyan bu kadronun yüzü yer yer asılır, bakışlar yere odaklanır. Bu , türk filmlerinde o güruhun topluca hidayete ermesi anlamına gelir bir yerde. Bir anda herkes pişman olur, herkes iyi olur, ruhlar arınır o mahkeme salonunda. …
BU DA MI GOL DEĞİL ?

Mendillerin çıkarılacağı final bölümünde bütün hikayeyi Osman’ın ağzından dinliyoruz:

Yani öğretmek gibi olmasın ama kimsenin on parasına dokunmadım. kimsenin emniyetine yani böyle bir halel getirmedim. Ama o küçük kız.. .Ya iki güne kadar gitmezse ölecek dediler hakim bey. Böyle bir şey… Hani saksıda çiçek gibi şu kadarcık. Sen olsan ne yapardın hakim bey ? Ya siz…Ölecekmiş, ölmesin dedim! Bir can kurtulsun dedim. Bütün hayatımda ofsayt dediler, bir işe yaramaz, sümsük dediler, varsın yine desinler dedim. Hayatımda bir defacık bir kız sevdim, onu da kaybedeyim dedim. Hayatımda bir kerecik bir şey kazanacak oldum onu da kaybedeyim dedim. Tek, bir can kurtulsun dedim. Çocuğu kurtaracak kadarını aldım, üst tarafına el sürmedim. Fena mı oldu? Sizler, hepiniz…hepiniz, hepiniz hakem olun abiler… ya bu maç be. Tıpkı bir maç. Ama böyle hayat sahasında oynanıyor. Oyuncuları bizleriz. Topumuz da namusumuz, vicdanımız, insanlığımız. ben, ben Osman. ofsayt Osman. Söyleyin be… Allah rızası için söyleyin. Gene mi atamadım golü ha? Bu da mı gol değil be? Gol mü?
Zühre : gol!
– bu da mı gol değil be!
Ferhat Ağa: gol yavrum gol.
– bu da mı gol değil!Adaletine, insanlığına kurban olayım hakim bey, bu da mı gol değil ?
– gol!

 

Filmden notlar:

Ajda Pekkan’ın Fecri Ebcioğlu etkisiyle Türkçe’yi sanki yabancı bir aksanla söylediği dönemdir. Film boyu Ajda’dan iki şarkı dinleriz. Adamo’dan bildiğimiz “Haykırıyorum” adlı bu şarkının sözleri şöyledir :
Yalnızım ben yalnız -Bak çok yalnızım
Ne aşkım dostum var- Ne kış ne yazım
Ve aşk ararken sen çıktın karşıma- Hayır deme ne olur temiz aşkıma
Haykırıyorum aşkımı her zaman -Bak yaşayamam inan

Sen sevgilim olmadan
Bu şarkının ardından Ayla, Osman’a şarkının sözlerindeki gibi kur yapar. Osman :” Söyle bee, yalan da olsa hoşuma gidiyor” demektedir. Ajda’nın seslendirdiği bir diğer şarkı da “Her yerde kar var “ dır. Şarkıcı Filiz rolündeki Filiz Akın da iki şarkı söyler. “Tombalacık Halimem” ile “Kızılcıklar Oldu mu” türkülerini seslendirenin adı jenerikte geçmediği gibi ses ile o derece oynanmıştır ki, kim olduğunu çıkarmak pek mümkün değil. Bizim bildiğimiz “gönderdiğim çoraplar ayağına oldu mu” kısmı altmışlarda “gönderdiğim yüzükler parmağına oldu mu” şeklinde söyleniyormuş. Sadri Alışık da “Tophane Rıhtımı” şarkısını söyler . Bitirim takımının lügatindeki Sözleri oldukça eğlencelidir ve serserilerin hele ki ilk sahnenin atmosferini olduğu gibi tasvir eder :
tophane rıhtımında yaparlar gemi aman aman
o
turmuş ehli keyifler çekerler demi
çatlak, patlak, delik de deşik, kambur, kör, lanet, manet hepsine bak

çek mastor çek aman aman dalgaya bak
tophane rıhtımında herkesin dalgası, kafası saat gibi, fasonu var
tophane rıhtımında var bir meyhane

çok naz etme hanım abla doldur bir tane
tophane rıhtımının kızları, alayı bacımız a bacımız, fasonu var
tophane rıhtımında yaparlar kantar
bu sosyete kızlarının hepsi de mantar

tophane rıhtımında bütün dalgalar, havada donuyorum, fasonu var

tophane rıhtımının kızları nazlı
şu İstanbul şoförleri hepsi de hızlı

Osman keyifli olduğu bir sırada bilindik bir türkünün sözlerini değiştirerek terennüm eder mesela: bu ne biçim börek, nazlı yarin yanında yatmaya kürek gerek…
Ofsayt Osman’ın lügati de oldukça renklidir: ayva, inek, kereviz, zilli, manda, deve, babalık, anam, ağbicim, kofti, düdüklü boyun bandı…
Baştan sona heyecanını , ritmini hiç düşürmeyen filmden ilginç bulduğum bazı ayrıntılar da var.
Film ufak tefek yan hikayelerle de desteklenir ama filmin sonunda onlar da havada kalır. İkisi de gazeteci olan Zühre ile Kemal’in flörtleri, Ferhat Ağa’nın oğlu Sarı Ökkeş ne olmuştur ? Suçlu olduk
ları halde Hulusi ile mahkemede imana gelen karısı Ayla neden parayı kaptıkları gibi yurt dışına gitmemişlerdir mesela ?
Filiz’in saç şekli pavyondayken dağınık, dışarda, Osman’ın yanında iki örgüdür.
Altmışlı yılların ortasında geçen filmde elini her atanın bir telefona ulaşabilmesi de o
ldukça ilginç.

Ancak kuru boğazına bakabilen Filiz’in evinde bile telefon vardır.
Çift Uskur Hulusi Reis’in filmin başında Hurşit Ağa olarak takdim ettiği Kadir Savun, filmin gerisinde Hüsrev Ağa olarak anılır. Adanalı bir ağa adından daha çok Trakyalı bir zengini çağrıştırır. Pavyon çekimlerinde benim de çok sevdiğim arkadan ışık verilerek, sadece kişilerin gölgesinin yansıtıldığı perde ardından görünüm de kullanılmış. Pavyondaki kavga sahnesinde uzak çekimlerde Filiz elleri yana açık dururken, yakın olan çekimlerde ellerini ağzına götürmüş şekilde çığlık atmaktadır. Osman’dan gazeteci olduğunu gizleyen, romanı için aldığı bütün notların tamam olduğunu söyleyen Kemal Tuncer’i hiç not alırken görmeyiz. Gazetesine sadece telefonla bilgi geçmektedir.
Öpüşme sahnelerinde Ajda Pekkan’ın daha cesur olduğu aşikar. Bunun yanı sıra Sadri Alışık’ın öpüşme sahnesi içeren başka bir filmini dahi bilmiyorum o yüzden de oldukça özel bir film.

Yazan: Wunsch Vertrauen (çilek)

Filmden resimler